KuZeNLeRiN MeKaNı
 
AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» Nick Fabrikası :D
tarafından CeZæhra Çarş. Haz. 10, 2009 2:29 pm

» Jean-Christophe Grangé
tarafından CeZæhra Çarş. Haz. 10, 2009 2:24 pm

» Şarkıcıya İnanmıştım Şarkıya Değil
tarafından CeZæhra Çarş. Haz. 10, 2009 2:16 pm

» Ceza - Paydos
tarafından ExenForum.Net Salı Haz. 09, 2009 5:38 pm

» Kan Grubunuz
tarafından CeZæhra Paz Mayıs 31, 2009 11:27 am

» Need For Speed: Shift Tüm Araba Ve Yol Listesi
tarafından CeZæhra Paz Mayıs 31, 2009 11:24 am

» 2 Türk Vatandaşında "Domuz Gribi" Vakasına Rastlandı
tarafından CeZæhra Paz Mayıs 31, 2009 11:21 am

» Alaturka Mavzer - Sokak İşleri [Full Albüm]
tarafından CeZæhra Paz Mayıs 31, 2009 11:19 am

» Windows Vista SP2 Kullanıcılara Sunuldu
tarafından CeZæhra Paz Mayıs 31, 2009 11:11 am

» Portable GreenBox Logo Maker 2.0
tarafından yandakli Perş. Mayıs 28, 2009 12:15 pm

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Forum
Reklam Bölümü
Ekim 2017
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
      1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031     
TakvimTakvim
Anket

Konuya puan ver
 

SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATI (EDEBİYAT-I CEDİDE)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Yazar Mesaj

Yeni nesil üye
avatar



Yaş : Kayıt tarihi : 25/10/08 Mesaj Sayısı : 58 Rep Kademesi: Yeni nesil üye
Nerden : İş/Hobiler : Lakap :
Rep sistemi
Aktiflik:
25/100  (25/100)
Başarı Puanı:
20/100  (20/100)
Güçlülük:
30/100  (30/100)
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

MesajKonu: SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATI (EDEBİYAT-I CEDİDE)   Salı Ekim 28, 2008 3:35 pm

Servet-i Fünun veya Edebiyat-ı Cedide devri, Türk edebiyatında 1860’tan
beri devam eden Doğu-Batı mücadelesinin kesin sonucunu (Batı
edebiyatının lehine) belirleyen aşamadır. Gerçekten yoğun ve dinamik
çalışmalarla geçen bu kısa dönem sonunda Türk edebiyatı, gerek anlayış,
gerek içerik, gerekse teknik bakımdan tamamıyla Batılı bir nitelik
kazanmıştır.

Bu döneme Servet-i Fünun adının verilmesi bu edebi
hareketin Servet-i Fünun dergisinde gerçekleşmesindendir.Adından da
anlaşılacağı gibi önceleri “fen” konularını ele alan bu derginin yazı
işleri müdürlüğüne Tevfik Fikret’in getirilmesiyle dergi, bütünüyle bir
edebiyat dergisi haline gelir (7 Şubat 1896).

Divan edebiyatına
karşı kurulmasına çalışılan Avrupai Türk edebiyatını ifade için
kullanılan “Edebiyat-ı Cedide” (yenilikçi edebiyatçıları) teriminin bu
harekete ad olması ise, hareketin bu terimi bütünüyle benimseyip, kendi
hakkında da sıkça kullanmasındandır.

Bu hareketin 1901 yılında,
Hüseyin Cahit Yalçın’ın Fransızcadan çevirdiği “Edebiyat ve Hukuk” adlı
makalesinin II:Abdülhamit yönetimince kışkırtıcı bulunarak, derginin
kapatılmasıyla son bulduğu kabul edilir.

GENEL ÖZELLİKLERi

1) “Sanat için sanat” ilkesine beğlıdırlar.
2)
Cümlenin dize ya da beyitte tamamlanması kuralını yıkmışlar ve cümleyi
özgürlüğüne kavuşturmuşlardır. Beyitin cümle üzerindeki egemenliğine
son verirler. Cümle istediği yerde bitebilir.
3) Servet-i Fünuncular
aruz ölçüsünü kullanırlar. Ancak aruzun dizeler üzerindeki egemenliğini
de yıkarak, bir şiirde birden çok kalıba yer vermişlerdir.
4) Onlar
“her şey şiirin konusu olabilir” görüşünü benimsemişler; fakat dönemin
siayasal baskıları nedeniyle aşk, doğa, aile hayatı ve gündelik yaşamın
basit konularına eğilmişlerdir.
5) Şiirde ilk defa bu dönemde konu bütünlüğü sağlanmıştır.
6) “Sanatkârâne üslup” ve yeni bir “vokabüler” (sözvarlığı) yaratma kaygısıyla oldukça ağır bir dil kullanmışlardır.
7) “Kafiye kulak içindir” görüşünü benimserler.
Şiirde üç değişik biçim kullanmışlardır.
a) Batı’dan aldıkları “sone” ve “terza-rima”
b) Divan edebiyatından alıp, türlü değişikliklerle kullandıkları müstezat (serbest müstezat)
c) Bütünüyle kendi yarattıkları biçimler

9) Şiirde olduğu gibi romanda da (devrin siyasal baskıları nedeniyle) sosyal konulardan uzak dururlar.
10) Romanda, romantizmin kimi izleri bulunmakla birlikte genel olarak realizme bağlıdırlar.
11) Romanda da dil ağır, üslup sanatkârânedir.
12) Roman tekniği sağlamdır.
13) Yazarlar daha çok yaşadıkları ortamı anlatma yoluna gittikleri için konular, İstanbul’un çeşitli kesimlerinden alınmalıdır.
14) Betimlemeler gözleme dayalıdır ve nesneldir.
15) Bu dönem sanatçıları, devrin siyasal baskıları nedeniyle gazetecilik, tiyatro gibi alanlara pek fazla eğilmemişlerdir.


SERVET-İ FÜNUN DÖNEMİNİN ÖNEMLİ SANATÇILARI

TEVFİK
FİKRET (1867-1915): Şairin, Batılı sanat anlayışını benimsemesindeki en
önemli neden lisede edebiyat öğretmeni olan Recaizade Mahmut Ekrem’den
etkilenmesidir.

Sanat yaşamı iki ayrı dönem içerisinde
incelenebilir. Birinci dönem Servet-i Fünun hareketinin içinde
bulunduğu dönemdir. Bu dönemde “sanat sanat içindir” anlayışıyla
ürünler vermesine karşın, yine de toplumsal konuların sınırını (dönemin
siyasal yapısına rağmen) zorlamıştır.

İkinci dönemde ise (1901’den sonra) toplumsal konulara yönelmiş, “toplum için sanat” anlayışıyla ürünler vermiştir.

Türk
edebiyatının Batılılaşmasında en büyük pay Tevfik Fikret’indir.
Şiirleri hem biçim hem de içerik olarak yenidir. Parnasizmden
etkilendiğiaçıkça görülür. Müstezadı, serbest müstezat yapan, nazmı
düzyazıya yaklaştıran, beyitin, aruzun egemenliğine son veren hep
Fikret’tir.

En büyük özlemi, Osmanlı İmparatorluğu’nun çağdaş
medeniyet düzeyine yükselmesidir. Bunu da Batı’dakifen ve teknolojinin
ülkeye kazandırılmasıyla gerçekleşeceğine inanır. Ona göre en öenmli
varlık insandır. Onların özgürlüklerini ve haklarını savunur. Dinlerin,
savaşlara kaynaklık etmesi nedeniyle dinleri bu yönüyle eleştirir.
Ülkenin geleceğini gençlikte görür, onlara ve çocuklara büyük bir sevgi
ve içtenlikle yönelir. Çocuklar için ilk kez şiirler yazan sanatçıdır.

Ayrıca
şair, aruz ölçüsünü Türkçeye başarıyla uygulayan üç büyük sanatçıdan
biridir (Diğer şairler Yahya Kemal ve Mehmet Akif’tir)

Eserleri:

Rubab-ı Şikeste, Haluk’un Defteri; Şermin (Çocuklar için hece ölçüsüyle yazdığı şiirler).

HALİT
ZİYA UŞAKLIGİL (1866-1945): Gerek sağlam roman tekniğinin öncülüğü,
gerekse realizmin ilk olgun ürünler vermesi bakımından Türk edebiyatına
roman ve hikaye alanında büyük katkısı olan sanatçıdır. Anlatımının söz
oyunlarıyla yüklü, dilinin oldukça ağır olmasına rağmen yazar, ilginç
tipler bulmakta, başarılı ruhsal çözümlemeler yapmakta ve nesnel kişi,
çevre betimlemelerinde oldukça ustadır. Konularını İstanbul’un çeşitli
kesimlerinden seçer, ancak sosyal sorunları ele almak gibi bir amacı
yoktur. Gözleme çok önem verir. Romanlarının konularını genellikle aydı
tabakanın hayatından alan Halit Ziya, hikayelerinin önemli bir kısmında
halk tabakasının insanlarını, onların yaşayış, adet ve inançlarını
anlatmıştır.

Eserleri:

Romanları: Nemide, Bir Ölünün Defteri, Ferdi ve Şürekâsı, Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu, Kırık Hayatlar
Öyküleri: Bir Yazın Tarihi, Solgun Demet, Hepsinden Acı, Aşka Dair, Kadın Pençesi, İzmir Hikayeleri.....
Oyunları: Kâbus, Füruzan (adapte), Fare (adapte)
Anıları: Kırk Yıl, Saray ve Ötesi, Bir Acı Hikaye
Sanat ve Edebiyat
Üzerine Yazdıkları: Sanata Dair

CENAP
ŞAHABETTİN (1870-1934): Tıp öğrenimi için gittiği Fransa’da edebiyatla
ilgilenmişve sembolizmden etkilenmiştir.Ancak sembolizmi kavramakta
yetersiz kalmış, şiirlerinde bol bol istiare kullanmış ve ses uyumuna
dikkat etmiştir. Ağır bir dil ve süslü anlatım en belirgin
özellikleridir.Şiirlerinde aruzun birden fazla kalıbına, genellikle de
karışık kalıplarına yer vermiştir. Kurtuluş Savaşı’na karşı çıkan şari
Milli Edebiyat’la başlayan dilde sadeleşme çabalarına karşı çıkar. Aşk
ve doğa en çok işlediği konulardır.

Eserleri:
Gezi: Hac Yolunda, Suriye Mektupları, Avrupa Mektupları
Makale ve Denemeleri: Evrak-ı Eyyâm, Nesr-i Harb, Nesr-i Sulh, Tiryaki Sözleri
Oyun: Körebe, Yalan

MEHMET
RAUF (1875-1931): Yapıtlarında ruhsal çözümlemelerde yoğunlaşan sanatçı
sosyal çevreyle ilgilenmez. İl başarılı psikolojik roman kabul edilen
“Eylül” ile tanınmıştır.

Eserleri:
Eylül, Ferda-yı Garam, Genç Kız Kalbi.....
Pençe (tiyatro)
Ayrıca bir çok hikayesi de vardır.

SERVET-İ FÜNUN DÖNEMİNİN DİĞER SANATÇILARI:
Şiir: Hüseyin Siyret, Hüseyin Suad, Ali Ekrem, Süleyman Nazif, Süleyman Nesib, Faik Ali, Celal Sahir
Hikaye ve Roman: Hüseyin Cahit, Ahmet Hikmet
Eleştiri: Ahmet Şuayb.


SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATI DIŞINDA KALANLAR (BAĞIMSIZ SANATÇILAR)

MEHEMT
EMİN YURDAKUL (1869-1944): Servet-i Fünun şiirinde yalnız nazım
şekillerini ve halk şiirinden de yalnız ölçüyü (hece) alan ve dili
Türkçeleştirmek iddiasıyla yapay bir dil yaratan Mehmet Emin, Türk
edebiyatında “Milliyetçilik” akımının ilk temsilcisi
sayılır.Şiirlerinin tamamında sosyal sorunlara eğilen şairde, bu
nedenle didaktizm lirizme ağır basar.

Hece sayısı bakımından uzun olan ölçüleri kullanan şair, söyleyişte nesre yaklaşmıştır.

Servet-i
Fünun, Çocuk Bahçesi, Türk Yurdu dergilerinde yayımlanan şiirleri,
“Türkçe Şiirler”, “Türk Sesi”, “Ey Türk Uyan” gibi kitaplarda
toplanmıştır.

MEHMET AKİF ERSOY (1873-1936): “Ümmetçi” bir şair
olarak tanınan Mehmet Akif aynı zamanda “halkçı” ve “milliyetçi”
kişiliğiyle tamamen toplumcu bir şair olarak çıkar karşımıza. Türk
şiirine gerçek realizmin Akif ile girmiş olduğundan şüphe edilemez.
Onun kuvvetli gözlemciliğine büyük bir tasvir ev hikaye etme
kabiliyetini ve konuşma dilinin bitin canlılığını taşıyan bir üslubu da
eklemek gerekir. Ancak Akif’in dili bir bütün değildir. Tasvirlerinin
dışında kalan birçok şiirinde dil, konuşma dilinden ayrılır,
Osmanlıcanın sınırları içine girer.

Ölçü olarak sadece “aruz”u
kullanan şair hece ölçüsünü hiç kullanmadı. Nazım şekilleri konusunda
ise Divan nazmının şekillerini tercih eder ve bunlar arasında en çok
mesnevi şeklini kullanır. Çoğu zaman nazmı, nesre yaklaştıran şair,
Türkçeyi aruza ustalıkla uydurmuştur.

Mehemt Akif’in ilk kitabı
“Safahat”tır. Dah sonra yazdığı “Süleymaniye Kürüsüsünde” “Hakkın
Seleri”, “Fatih Kürsüsünde”, “Hatıralar”, “Âsım”, “Gölgeler” bir araya
getirilerek “Safahat” adı ile yayımlanmıştır.

HÜSEYİN RAHMİ
GÜRPINAR (1861-1944): Servet-i Fünun romanının gözde olduğu devirde
Hüseyin Rahmi, Ahmet Mithat’ın popüler roman çığırını tek başına ve
büyük bir kudretle devam ettiren tek şahsiyettir.

Hüseyin Rahmi,
Türk romanındaki ilk izlerinde 1885’ten sonra rastlanan Fransız
natüralizminin ilk büyük temsilcisidir. Romanlarındaki kahramanları
daima karakterlerinin ve sosyal çevrelerinin birer ortak ürünü olarak
ele alan, onların psikolojik kişiliklerini irsiyete ve sosyolojik
kişiliklerini de içinde yetiştikleri cemiyetin şatlarına göre
değerlendiren romancı, bu yöntemi ile olduğu kadad, realiteyi hem iyi
hem de kötü yönleriyle olduğu gibi vermek konusundaki titizliği ile de
tam bir “NATÜRALİST” tir.

Onu natüralistlerden ayıran nokta,
eserlerinde sosyal eleştiriye olabildiğince çok yer vermesidir. Halbuki
natüralizmin sosyal eleştiriye yönelik hiçbir kaygısı yoktur.

Hüseyin
Rahmi’deki sosyal eleştiri ise daha çok mizah yoluyla yapılır. Bunun
için de genellikle anormal durumda olan karakterler ele alınır.
Karakterlerdeki anormallikler ise huy (***lık, cinsi sapıklık, şöhret
düşkünlüğü), ahlak (menfaat düşkünlüğü, haksız kazanç peşinde koşma),
kültürel (dini tutuculuk, batıl inançlara bağlılık, Batı taklitçiliği)
yönleriyle gülünçtür.

Bu yaklaşım doğal olarak romana çeşitli
karakterlerin dünyayı ve yaşamı görüş açısını, dini inançlarını,
yaşayış ve giyiniş şekillerini, adetlerini, görgülerini ........ de
getirir ve böylece roman bir “TÖRE” romanı olarak ortaya çıkar. Özetle,
büyük ve sabırlı bir gözlemci olan Hüseyin Rahmi’nin, olayları hep
İstanbul’da geçen romanları , gerçek değerlerini, daha çok yazıldıkları
devrin sosyal yapısını bütün canlılığı, bütün incelikleri ve tam bir
objektif doğruluğu ile verebilmiş olmalarına borçludur.

Yazarın
kırktan fazla romanı ve pek çok öyküsü vardır. En önemli romanları
olarak, Şık, Mürebbiye, Tesadüf, Şıpsevdi, Kuyruklu Yıldız Altında Bir
İzdivaç, Gulyabani, Hakka Sığındık’ı sayabiliriz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Yazar Mesaj

SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATI (EDEBİYAT-I CEDİDE)

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
KuZeN FoRuM :: GENEL KÜLTÜR :: Edebiyat -
Forum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Ücretsiz blog