KuZeNLeRiN MeKaNı
 
AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» Nick Fabrikası :D
tarafından CeZæhra Çarş. Haz. 10, 2009 2:29 pm

» Jean-Christophe Grangé
tarafından CeZæhra Çarş. Haz. 10, 2009 2:24 pm

» Şarkıcıya İnanmıştım Şarkıya Değil
tarafından CeZæhra Çarş. Haz. 10, 2009 2:16 pm

» Ceza - Paydos
tarafından ExenForum.Net Salı Haz. 09, 2009 5:38 pm

» Kan Grubunuz
tarafından CeZæhra Paz Mayıs 31, 2009 11:27 am

» Need For Speed: Shift Tüm Araba Ve Yol Listesi
tarafından CeZæhra Paz Mayıs 31, 2009 11:24 am

» 2 Türk Vatandaşında "Domuz Gribi" Vakasına Rastlandı
tarafından CeZæhra Paz Mayıs 31, 2009 11:21 am

» Alaturka Mavzer - Sokak İşleri [Full Albüm]
tarafından CeZæhra Paz Mayıs 31, 2009 11:19 am

» Windows Vista SP2 Kullanıcılara Sunuldu
tarafından CeZæhra Paz Mayıs 31, 2009 11:11 am

» Portable GreenBox Logo Maker 2.0
tarafından yandakli Perş. Mayıs 28, 2009 12:15 pm

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Forum
Reklam Bölümü
Temmuz 2017
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
     12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31      
TakvimTakvim
Anket

Konuya puan ver
 

ATATÜRK'ÜN yaptığı inkılaplar

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Yazar Mesaj

Administrator

avatar


Erkek
Yaş : Kayıt tarihi : 21/09/08 Mesaj Sayısı : 120 Rep Kademesi: Administrator
Nerden : sinop İş/Hobiler : forumla uğraşmak Lakap : erkek
Rep sistemi
Aktiflik:
99/100  (99/100)
Başarı Puanı:
99/100  (99/100)
Güçlülük:
99/100  (99/100)
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

MesajKonu: ATATÜRK'ÜN yaptığı inkılaplar   Ptsi Eyl. 29, 2008 4:27 pm

Hukuk alanında inkilap
ANAYASANIN KABULÜ (TEŞKİLÂTI ESASİYE KANUNU)[/b]
Anayasa, bir devletin kuruluşunu ve fertlerin hürriyetlerini düzenleyen temel kanundur. Devletin yönetim biçimi, nitelikleri, yasama, yürütme ve yargı organlarının kuruluşu, görev ve yetkileri, fertlerin ne gibi hak ve özgürlüklere sahip olduklarını ana kurallarla belirler. Hiçbir kanun, anayasaya aykırı olamaz.
Yeni Türk devletinin ilk anayasası 20 Ocak 1921'de kabul edildi. Kabul edilen bu anayasa, olağanüstü bir dönemde hazırlanmış kısa ve öz bir anayasa özelliği taşımaktaydı. Bu anayasanın bazı maddeleri şunlardır:
- Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir (mad. 1).
- Yürütme ve yasama yetkisi, milletin tek ve gerçek temsilcisi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde toplanır (mad. 2).
1921 Anayasasında devletin şekliyle ilgili bir hüküm yoktur.
Millî egemenlik anlayışının doğal sonucu olan cumhuriyet adının konması sonraya bırakılmıştır.
29 Ekim 1923'te bu anayasaya "Türkiye Devleti bir cumhuriyettir." maddesi eklenerek, devletin şekliyle ilgili eks..lik giderildi.
Cumhuriyetin ilânından sonra yeni ihtiyaçları karşılayacak bir anayasa gerekiyordu. Bu amaçla, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bir komisyon kuruldu. Bu komisyonun hazırladığı anayasa tasarısı 20 Nisan 1924'te kabul edildi. Bu anayasa bazı değişikliklerle 1960 yılına kadar yürürlükte kaldı.
TÜRK MEDENİ KANUNU VE TÜRK CEZA KANUNU
Medenî kanun, kişi, aile, miras ve eşya hukukuyla ilgili münasebetleri düzenleyen kanundur. Kişilerin hak ve ödevleri, ailenin kuruluşu, miras ilişkilerinin düzenlenmesi, medenî kanunun konuları içine girer.
Osmanlı Devleti on dokuzuncu yüzyıl sonlarında "Mecelle" adıyla bir medenî kanunu yürürlüğe koydu. Ancak bu kanun da zaman içerisinde yetersiz kaldı.
Yeni kurulan Türk devletinin, çağdaş bir toplum düzenine ulaşabilmesi için günün şartlarına uygun bir medenî kanun gerekiyordu. Bunun için ya yeni bir kanun hazırlanacaktı ya da ileri bir ülkenin kanunları alınacaktı. Yeni bir kanunun hazırlanması uzun bir zaman alabilirdi.
İnkılâpların hızla gerçekleştirildiği ülkemizde uzun süre beklenmesi uygun değildi. Sonunda, dünya medenî kanunlarının en yenisi, en pratiği ve en demokratiği olan İsviçre Medenî Kanunu'nun alınması kabul edildi. Hukuk uzmanlarından oluşan bir kurul bu kanunu Türkçe'ye çevirip bazı eklemelerle Türk Medenî Kanunu'nu hazırladılar. Lâik hukuk sisteminin temeli olan bu kanun 17 Şubat 1926'da meclis tarafından kabul edilip, 4 Ekim 1926'da yürürlüğe girdi.
Bu kanunla; kadın ve erkek eşitliği sağlandı. Kadın hem günlük hayatta hem de ekonomik hayatta erkekle eşit haklara sahip oldu. İstediği mesleğe girme hakkına sahip oldu. Tek kadınla evlenme ve resmî nikâh esası getirildi. Miras konusunda eşitlik sağlandı. Bu şekilde Türk aile hayatı yeniden düzenlendi.
Türk Medenî Kanunu'nun kabul edilmesiyle, bütün hukuk kurallarımızın lâik esaslara göre yeniden düzenlenmesi için diğer kanunlar da değiştirildi. Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu, Ceza Kanunu yeniden hazırlanarak yürürlüğe girdi.
Hukuk alanındaki inkılâplar ülkemizde zihniyet değişikliğine zemin hazırlamış, hukukî ve sosyal hayatı kökten etkilemiştir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.kuzen.yetkinforum.net
Yazar Mesaj

Administrator

avatar


Erkek
Yaş : Kayıt tarihi : 21/09/08 Mesaj Sayısı : 120 Rep Kademesi: Administrator
Nerden : sinop İş/Hobiler : forumla uğraşmak Lakap : erkek
Rep sistemi
Aktiflik:
99/100  (99/100)
Başarı Puanı:
99/100  (99/100)
Güçlülük:
99/100  (99/100)
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

MesajKonu: Geri: ATATÜRK'ÜN yaptığı inkılaplar   Ptsi Eyl. 29, 2008 4:28 pm

Eğitim alanında inkilap
EĞİTİMDE GÖZÖNÜNDE BULUNDURULACAK İLKELER
Türk millî eğitim politikasının başarılı olabilmesi, Türkiye Cumhuriyeti'nin dayandığı temel ilkelerin, eğitim sisteminde başarılı bir şekilde uygulanması ile mümkündür. Bu ilkeler; Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Lâiklik, Devletçilik ve İnkılâpçılıktır.
Eğitimin yaygınlaştırılması, bilgisizliğin ortadan kaldırılması, lâik esaslara göre belirlenmesi, Türk eğitim politikasının üzerinde önemle durduğu konulardır.
Eğitim politikası, devletimizin dayandığı temel ilkelere uygun olmalıdır. Cumhuriyetçilik ilkesine uygun olarak, cumhuriyetin en iyi yönetim biçimi olduğu öğretilmelidir. Bu sayede demokrasimiz gelişip güçlenecektir. Eğitimde milliyetçilik ilkesi, Türk milletini sevmeyi, millî çıkarlarımızı savunmayı, millî birlik ve beraberliğimizi korumayı Öğretir. Halkçılık ilkesi ile eğitimin yaygınlaştırılması ve fırsat eşitliğinin sağlanması amaçlanır.
Lâik eğitimle, din ve vicdan hürriyeti sağlanır. Devletçilik ilkesi, eğitimin devlet kontrolünde olması, planlanması ve denetlenmesini öngörür.
Eğitimde uygulanacak inkılâpçılık ilkesi de yeniliklere açık, toplumun ihtiyaçlarına göre gelişen bir eğitim verilmesi demektir.
EĞİTİM POLİTİKASI
Eğitimde tespit edilen amaçlar ile bu amaçları gerçekleştirmek için takip edilen yola, eğitim politikası denir.
Eğitim, millî ve çağdaş olmalıdır. ****** eğitimin millî olması gerektiğini şöyle açıklar: "Bir millî eğitim programından bahsederken, eski devrin hurafelerinden ve yaradılış niteliklerimizle hiç ilgisi olmayan yabancı fikirlerden, doğudan ve batıdan gelebilen bütün etkilerden tamamen uzak, millî karakterimiz ve tarihimizle uyumlu bir kültür kastediyorum. Çünkü millî dehamızın tam olarak gelişmesi ancak böyle bir kültürle sağlanabilir. Herhangi bir yabancı kültür şimdiye kadar takip edilen yabancı kültürlerin yıkıcı sonuçlarını tekrar ettirebilir."
Bir ülkenin kalkınmasının ancak çağdaş bir eğitimle mümkün olacağını da büyük Önder şu sözü ile açıklar: "Türk milletine gideceği yolu gösterirken dünyanın her türlü ilminden, buluşlarından, ilerlemelerinden yararlanalım."
Millet olarak varlığımızı devam ettirebilmemiz, ancak millî bir eğitimle mümkündür. Türk milletinin, millî, ahlâkî, manevî ve kültürel değerleri, millî eğitimle korunur ve geliştirilir.
MİLLİ EĞİTİM SİSTEMİNİN ESASLARI
Millî eğitim sistemimizin gözeteceği esaslar, ******'ün eğitim hakkındaki şu görüşlerine dayanır: "Millî eğitim programımızın temel taşı, cahilliğin yok edilmesidir. Cahillik yok edilmedikçe yerimizdeyiz. Yerinde duran bîr şey ise geriye gidiyor demektir. Bir taraftan genel olan cahilliği yok etmeye çalışmakla beraber, diğer taraftan toplumsal hayatta bizzat faal ve faydalı, verimli elemanlar yetiştirmek lâzımdır. Bu da ilk ve orta öğretimin uygulamalı bir şekilde olmasıyla mümkündür."
Buna göre millî eğitim sistemimizin planlanmasında ve uygulanmasında devletimizin dayandığı ilkelere uygun olarak şu esaslar gözetilmelidir:
- Öğretim birliği.
- Karma eğitim.
- Eğitimin yaygınlaştırılması.
- İlköğretimin zorunlu ve parasız olması.
- Öğretimde teori ve uygulamanın birlikte yürütülmesi.
- Öğretim programlarının sosyal hayatın ihtiyaçlarını ve çağın gereklerini karşılaması.
- Öğretim programlarının millî ve bilimsel olması.
- Eğitim ve öğretimde disiplin ilkesi.
- Eğitimde öğretmenin önemi ve rolü.
Öğretim Birliği
******, ülkede millî birlik ve beraberliğin sağlanmasının öğretim birliği ile gerçekleşeceğine inanıyordu. Bu sağlanmadan sosyal bütünleşmenin ve çağdaşlaşmanın mümkün olmayacağı inancındaydı. Ülkede yeni okulların yanı sıra medreseler de vardı. Bu durum eğitimde bölünme ve ikilik oluşturuyordu. Bu yüzden ülkede öğretim birliğinin sağlanması için gerekli çalışmaları başlatmıştır. ******'ün başlattığı bu çalışmalar olumlu sonuçlar vermiştir.
Karma Eğitim
****** kadınların sosyal ve ekonomik hayatta aktif rol alması gerektiğini düşünerek "bir milletin erkeği ve kadını ile bir bütün oluşturduğunu, kadınların da yüceltilmesiyle bir milletin yücelebileceğini" savunmuştur.
******çülükte; Türk Milleti'nin kalkınabilmesi için kadın ve erkeğin eşit şartlar altında çalışması şarttır. Bunu gerçekleştirmek için eğitimin bütün kademelerinde kız ve erkek çocukların eşit olarak karma bir eğitim görmeleri sağlanmıştır.
Eğitimin Yaygınlaştırılması
Devletin başlıca görevlerinden biri, eğitimin geniş halk kitleleri arasında yaygınlaştırılması ve bilgisizliğin ortadan kaldırılmasıdır. ******'e göre, millî eğitim ışığı memleketin en derin köşelerine kadar ulaşıp yayılmalıdır. Bilgisizlik yok edilmeli, eğitim yetişkinleri de kapsamalıdır. ****** bunun önemini ve gereğini şöyle açıklamıştır: "Hedefe yalnız çocukları yetiştirmekle ulaşamayız. Çocuklar geleceğindir... Fakat geleceği yapacak olan bu çocukları yetiştirecek analar, babalar, kardeşler hepsi şimdiden az çok aydınlatılmalıdır ki yetiştirecekleri çocukları bu millete ve memlekete hizmet edebilecek, yararlı olabilecek şekilde yetiştirsinler." Bilgisizliği ortadan kaldırmak için eğitimin yaygınlaştırılması gerekir. Bunun sağlanabilmesi için yaygın bir eğitim sistemi kurularak bütün vatandaşların okur-yazar hâle getirilmesi gerekmektedir.
İlköğretimin Zorunlu ve Parasız Olması
Bir milletin çağdaşlaşmasında, bütün vatandaşların okuma yazma bilmesinin büyük bir rolü vardır. Bu sebeple, ülkede herkesin ilköğretimde eğitim-öğretim görmesi ve ilköğretimin parasız olması hedeflenmiştir.
Öğretimde Teori ve Uygulamanın Birlikte Yürütülmesi
******, öğretimde teori ve uygulamanın birlikte yürütülmesini hedeflemiştir. ****** bu amacını 1937 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni açış konuşmasında şöyle açıklar: "Büyük davamız, en medenî ve müreffeh millet olarak varlığımızı yükseltmektir. Bu yalnız kurumlarında değil, düşüncelerinde de temelli inkılâp yapmış olan büyük Türk Milleti'nin dinamik idealidir. Bu ideali en kısa zamanda başarmak için, fikir ve hareketi beraber yürütmek mecburiyetindeyiz." Bu teşebbüste başarı ancak iyi bir plânla ve verimli bir şekilde çalışmakla mümkün olur.
Öğretim Programlarının Sosyal Hayatın İhtiyaçlarını ve Çağın Gereklerini Karşılaması
Bir toplumda eğitimin başarılı olabilmesi, öğretim programlarının sosyal hayatın ihtiyaçlarını ve çağın gereklerini karşılaması ile mümkündür. Bu anlamda eğitim, yalnızca bilgi vermeye ve ezberciliğe dayalı olmamalıdır. Hayata ve beceri kazandırmaya yönelik olmalıdır. Deney yapma imkânı sağlamalı, bilgisayar kullanımına önem vermelidir. Bu konuda ileri ülkelerin ulaştığı çağdaş eğitim yöntemleri ve donanımı kullanılmalıdır.
Öğretim Programlarının Millî ve Bilimsel Olması
******'e göre eğitim programları her şeyden önce millî olmalıdır. Çünkü, Türk Milliyetçiliği temelleri üzerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin sonsuza kadar yaşaması buna bağlıdır. Türk çocukları millî bilinç ile yetişirse, Türk Devleti'nin ve Milleti'nin geleceği de güvence altına alınmış olur. Bunun yanında eğitim ve öğretim programları temel ve uygulamalı bilimlere, araştırmaya önem veren, bilim alanındaki en yeni gelişmeleri göz önünde tutan bilimsel esaslara göre düzenlenmelidir.
Eğitim ve Öğretimde Disiplin İlkesi
******'e göre eğitim ve öğretimin başarısı disipline bağlıdır. 1925 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni açış konuşmasında görüşünü şöyle açıklamıştır: "Hayatın her çalışma safhasında olduğu gibi özellikle öğretim hayatında disiplin, başarının esasıdır. Müdürler ve öğretim kadroları disiplini sağlamaya ve öğrenci disipline uymaya mecburdurlar." Eğitimde beklenenlerin gerçekleşmesinde öğretmenlere büyük görev düşmektedir.
Eğitimde Öğretmenin Önemi ve Rolü
******, eğitim alanında başarıyı etkileyecek en önemli unsurun öğretmenler olduğunu görmüştür. Öğretmenlik mesleğine lâyık olduğu değeri vermiştir. Başöğretmen ******, Öğretmenlere "Sizin başarınız cumhuriyetin başarısı olacaktır." diyerek ülkenin geleceği için öğretmenlerin güvence kaynağı olacağını belirtmiştir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.kuzen.yetkinforum.net
Yazar Mesaj

Administrator

avatar


Erkek
Yaş : Kayıt tarihi : 21/09/08 Mesaj Sayısı : 120 Rep Kademesi: Administrator
Nerden : sinop İş/Hobiler : forumla uğraşmak Lakap : erkek
Rep sistemi
Aktiflik:
99/100  (99/100)
Başarı Puanı:
99/100  (99/100)
Güçlülük:
99/100  (99/100)
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

MesajKonu: Geri: ATATÜRK'ÜN yaptığı inkılaplar   Ptsi Eyl. 29, 2008 4:28 pm

TÜRK MİLLİ EĞİTİM'İN ÖNEMİ
Toplum hayatına uyum sağlama, kişilik kazanma, iyi bir insan ve iyi bir vatandaş olma ancak iyi bir eğitim sayesinde olur. Toplumsal bir ihtiyacın karşılanması olan eğitim, bir devlet hizmetidir. Her ülkenin eğitim sistemi, o ülkenin geleceğini ilgilendirir. Bu sebeple genç kuşaklar, toplumun ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde yönlendirilir ve eğitilirler.
Gençlerin eğitimiyle ilgili olarak ****** şunları söylemiştir: "Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri öğrenimin sınırı ne olursa olsun, ilk önce ve her şeyden önce Türkiye'nin bağımsızlığına, kendi benliğine, millî geleneklerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek gereği öğretilmelidir. Dünyada milletlerarası duruma göre böyle bir mücadelenin gerektirdiği manevî unsurlara sahip olmayan kişilere ve bu nitelikte kişilerden oluşan toplumlara hayat ve bağımsızlık yoktur."
******'ün eğitim konusunda üzerinde önemle durduğu bir başka husus, insanların inançlarında ve düşüncelerinde özgür hâle gelmeleri idi. İlerleme ve yenileşme, bilimde ve teknikteki gelişmelere açık olmakla mümkündür.
Büyük Önder, öğretmenlere seslenirken "Hiçbir zaman hatırımızdan çıkmasın ki cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister." diyerek kararlarını özgürce verebilen ve yeniliklere açık nesiller yetiştirmenin önemini dile getirmiştir.
MİLLİ EĞİTİM
Eğitim, bir insanın kabiliyet ve davranışlarını geliştirmek, toplumun iyi değerlerini benimsetmek için yapılan işler ve uygulanan yollardır. Millî eğitim, bir milletin genç nesillerini o milletin maddî ve manevi değerlerinin gösterdiği hedefler içinde, ideal insan tipi olarak, yönlendirme ve yetiştirmedir. Eğitimin konusu insandır. Eğitime önem veren toplumlar, huzur ve kalkınma için gereken en önemli yatırımı yapmış sayılırlar. İyi bir vatandaş, ancak iyi bir eğitim sayesinde yetiştirilebilir.
Eğitimde geri kalan toplumlar, gelişme ve ilerleme sürecini yakalayamazlar. Ailede başlayan eğitim, okullarda devam eder ve insan hayatının her dönemini kapsar. Eğitim, bir ülkede millî birlik ve beraberliğin sağlanmasında en önemli unsurdur. Ülke kalkınması, ancak eğitimde birlik sağlanması ile gerçekleştirilebilir.
Her yenileşme hareketinin başarısı, eğitim alanındaki başarıya bağlıdır. Kalkınmanın, akıl ve bilimin önderliğinde gerçekleşeceğine inanan ******, millî eğitime büyük önem vermiştir.
Hiçbir devlet kurucusu ****** kadar eğitime önem vermemiştir. ****** bir sözünde "Maarif vekili olarak, millî irfanı yükseltmeye çalışmak en büyük emelimdir." demiştir. Başka bir konuşmasında "Eğitimdir ki bir milleti ya hür, müstakil, şanlı, âli bir heyeti içtimaiye hâlinde yaşatır veya bir milleti esaret ve sefalete terk eder." diyerek eğitime verdiği önemi dile getirmiştir.
Memleket sorunlarının çözümü ancak iyi bir eğitimle mümkündür. Eğitim ve öğretimdeki gelişme düzeyi bir toplumun kalkınmışlığının aynasıdır.
Eğitim, çağdaş ve millî değerlere bağlı olmalıdır. Millî değerlerden yoksun bir eğitim, millî birlik ve beraberliğin kurulmasını zorlaştırır. Geri kalmışlık zincirini kırmak, ******'ün gösterdiği hedefler doğrultusunda çağdaş ve tarihini unutmayan nesiller yetiştirmekle mümkün olur.
******, eğitimin yabancı fikirlerden, etkilerden uzak ve millî değerlerimize uygun olmasını istemiştir. Bu konuyu "Bugüne kadar izlenen eğitim ve öğretim yöntemlerinin milletimizin tarihsel gerilemesinde en önemli etken olduğu kanısındayım. Onun için ulusal bir eğitim programından söz ederken eski devrin boş inançlarından, toplumsal yapımızla hiç de ilgisi olmayan yabancı fikirlerden, doğudan ve batıdan gelebilen tüm etkilerden tamamen uzak, ulusal özelliklerimizle ve tarihimizle uyuşabilen bir kültür kastediyorum." sözleriyle belirtmiştir.
Eğitimin çağdaş ve bilimsel olması gerektiği konusunda ise şunları söylemiştir: "Evet, milletimizin siyasal ve toplumsal hayatında, milletimizin zihinsel eğitiminde de rehberimiz ilim ve fen olacaktır. Okul sayesinde, okulun vereceği ilim ve fen sayesindedir ki Türk milleti, Türk sanatı, ekonomisi, Türk şiir ve edebiyatı bütün güzellikleriyle gelişir. Gözlerimizi kapayıp tek başımıza yaşadığımızı düşünemeyiz. Yurdumuzu bir çember içine alıp dünya ile ilişkisiz yaşayamayız. Tersine, gelişmiş ve yükselmiş bir ulus olarak uygarlık alanı üzerinde yaşayacağız. Bu yaşam ancak bilimle, teknikle olur. Bilim ve teknik nerede ise oradan alacağız ve her yurttaşın kafasına koyacağız. Bilim ve teknik için sınır ve koşul yoktur." Eğitimde kalkınma bir milletin topyekün kalkınması demektir.
******, Kütahya ilimize yaptığı bir gezide öğretmenlere "Memleketimizi,
toplumumuzu gerçek hedefe, mutluluğa eriştirmek için iki orduya ihtiyaç vardır. Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu, diğeri milletin geleceğini yoğuran irfan ordusu. Bu iki ordunun ikisi de hayatîdir. Bir millet savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin kalıcı sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuna bağlıdır." diye seslenerek eğitimin bir milletin hayatındaki önemini belirtmiştir.
Bir devlet, eğitim çağındaki kuşaklara, iyi ve kötüyü, kalkınmayı, millî birlik ve beraberlik ülküsünü ancak eğitimle verebilir. Eğitimine önem vermeyen milletlerin kalkınmaları mümkün değildir.
Genç kuşaklar, güçlü bir millî eğitimle, gerektiğinde millî menfaatler konusunda kendi çıkarlarını hiçe sayan, her türlü fedakârlığı yapmaya hazır bir ruhla yetiştirilmelidir.
TEVHİD-İ TEDRİSAT KANUNU VE MEDRESELERİN KALDIRILMASI
Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde, diğer kurumlar gibi eğitim kurumları da büyük bir çöküntü içinde idi. Osmanlı Devleti'ndeki eğitim kurumları olan medreseler, Kuruluş ve Yükseliş dönemlerinde gerek eğitim kadrosu, gerekse programları bakımından çok ileri bir seviyedeydi.
Fakat 17. yüzyıldan itibaren, devletin diğer kurumlarındaki gerilemeye paralel olarak eğitim kurumları da geriledi.
Devletin yıkılışını önlemek amacıyla yapılmaya başlanan yenilikler çerçevesinde, eğitim kurumları da yeniden düzenlendi. 18. yüzyılın sonlarında ordunun subay, teknik eleman ve doktor ihtiyacını karşılamak üzere, çağın gereklerine uygun okulların açılmasına başlandı. Tanzimat Dönemi'nde, askerî okullardan başka, Avrupa'dakilere benzer modern eğitim kurumları açıldı. Medrese ve modern devlet okulları dışında, kendi dillerinde eğitim yapan azınlık ve yabancı okulları da vardı. Bu okullarda okutulan farklı dersler sebebiyle ayrı duygu ve düşünce, değişik kültür ve davranışa sahip insanlar yetişti. Bu uygulama, ülkede millî kültürün gelişmesine büyük ölçüde engel olmaktaydı. Bu sebeple millî bir kültür oluşturulamıyordu.
Kurtuluş Savaşı'nın amacı millî birliğin sağlanması ve çağdaşlaşma olduğu için, Osmanlı eğitim sistemi devam ettirilemezdi. Daha Kurtuluş Savaşı yıllarında Mustafa Kemal, eğitim konusunda da çalışmalara başlamıştı. 16 Temmuz 1921'de yaptığı bir konuşmada millî kültürün önemi ve gerekliliğinden bahsederek, eğitim ve kültür konusundaki bölünmüşlüğün kaldırılmasını savundu. Osmanlı Devleti'nde var olan, mektep-medrese ayrımının kaldırılacağını söyledi. Eğitimin yaygınlaştırılarak bilgisizliğin yok edilmesi gerektiğini vurguladı.
Büyük zaferden sonra çağdaş bir eğitim sisteminin kurulması için düşündüklerini uygulamaya koydu. Bu amaçla Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 3 Mart 1924'te Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) Kanunu kabul edildi. Bu kanunla, medreseler kaldırıldı ve Türkiye Cumhuriyeti sınırlan içindeki bütün okullar, Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlandı. Böylece eğitim kurumlarının bir çatı altında toplanması ve eğitimin millî bir nitelik kazanması sağlandı.
2 Mart 1926'da maarif teşkilâtı hakkındaki kanun kabul edildi. Bu kanunla lâik eğitime uygun, ilk ve ortaöğretim programlan belirlendi. Eğitim hizmetleri, modern bir hâle getirildi. Bundan sonra millî ve lâik eğitimi yaygınlaştırmak için, hızla ilkokullar, ortaokullar, liseler ve yüksek okullar açıldı. Bunların yanı sıra meslek okulları da açıldı. İlkokul zorunlu hâle getirildi.
Eğitim ve öğretimde çağdaş ülkeler seviyesine çıkmak için yeni programlar geliştirildi. ******, Türkiye'de millî eğitimin kuruculuğunu da yapmış oldu.
YENİ TÜRK HARFLERİN KABULÜ
Cumhuriyet Dönemi'nin en önemli inkılâplarından birisi de Harf İnkılâbı'dır.
Türkler, tarih boyunca değişik alfabeler kullanmışlardır. Türklerin kullandığı ilk alfabe, Göktürk Alfabesi'dir. Bu alfabe aynı zamanda ilk millî alfabemizdir. Bundan sonra Uygur Türkleri kendilerine mahsus bir alfabe kullandılar. İslâmiyet'in kabulünden sonra Arap Alfabesi kullanılmaya başlandı. Arap harfleri, Türk Dili için uygun değildi.
İlerlemenin önündeki en büyük engel cehaletti. Milleti bu durumdan kurtarmaya kararlı olan Mustafa Kemal, kurtuluşun yolunu da şu sözü ile gösterdi: "Büyük Türk milleti, cehaletten az emekle kısa yoldan ancak; kendi güzel ve asil diline kolay uyan böyle bir vasıta ile sıyrılabilir. Bu okuma yazma anahtarı ancak Lâtin esasından alınan Türk alfabesidir."
Okur-yazarlığı yaymak ve cehaleti kısa zamanda gidermek için, ******'ün emriyle bir komisyon kurulup yeni Türk alfabesi hazırlandı. Harf İnkılâbı'nın ilk müjdesini Mustafa Kemal 8 Ağustos 1928'de, İstanbul'daki Sarayburnu Parkı'nda halka şöyle duyurdu: "Arkadaşlar, bizim güzel ahenkli zengin dilimiz yeni Türk harfleri ile kendini gösterecektir. ... Yeni Türk harflerini çabuk öğrenmelidir. Vatandaşa, kadına, erkeğe, hamala, sandalcıya öğretiniz. Bunu vatanperverlik ve milliyetperverlik vazifesi biliniz. Bu vazifeyi yaparken düşününüz ki bir milletin, bir toplumun yüzde onu okuma yazma bilir, yüzde sekseni bilmezse, bundan insan olanlar utanmalıdır."
Bundan sonra yeni Türk harflerinin yaygınlaştırılması için bir seferberlik başlatıldı. Başöğretmen ******, yurt seyahatine çıkıp, kara tahta başında yeni Türk harflerini vatandaşlara öğretti. Ankara'da toplanan öğretmenler birliği kongresinde, öğretmenler, ******'ün açtığı bu yeni yolda sabırla çalışacaklarına ant içtiler. Üç ay gibi kısa bir zamanda inkılâp gerçekleşti,
1 Kasım 1928'de, yeni Türk harflerinin kabulüne ilişkin kanun, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edildi. Kanunun kabul edilmesinden sonra geniş halk kitlelerine okuma yazma öğretmek üzere "Millet Mektepleri" açıldı.
******, Millet Mektepleri Başöğretmeni ilân edildi (24 Kasım 1928).
Böylece, eğitim ve kültür hayatımızda yeni bir dönem başlamış oldu
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.kuzen.yetkinforum.net
Yazar Mesaj

Administrator

avatar


Erkek
Yaş : Kayıt tarihi : 21/09/08 Mesaj Sayısı : 120 Rep Kademesi: Administrator
Nerden : sinop İş/Hobiler : forumla uğraşmak Lakap : erkek
Rep sistemi
Aktiflik:
99/100  (99/100)
Başarı Puanı:
99/100  (99/100)
Güçlülük:
99/100  (99/100)
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

MesajKonu: Geri: ATATÜRK'ÜN yaptığı inkılaplar   Ptsi Eyl. 29, 2008 4:29 pm

Toplumsal Alanda İnkilap

T.C.çağdaşlaşmayı amaç edinmişti. ******, Türk Toplumu’nu çağdaş bir düzeye ulaşması için toplumsal hayatın yeniden düzenlenmesini zorunlu görüyordu. Bu nedenle, toplumsal yaşayışı yeniden düzenleyen inkılaplar yaratmıştır.
1.DİN KURUMLARININ DÜZENLENMESİ
Halifeliğin kaldırılmasından sonra din kurumlarının yeniden düzenlenmesi gerekiyordu. Bunlardan en önemlisi tekke, zaviye ve türbelerin kapatılmasıdır. Osmanlı Devleti zamanında birçok tarikat vardı. Tarikat mensupları tekke ve zaviye adı verilen yerlerde toplanırlar ancak Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında bazı tarikat amaçları dışına çıktılar.Halkın dini duygularını istismar ederek yenilik hareketlerini engellemeye çalıştılar.Bu durum, laik anlayışı ile bağdaşlaşmıyordu.Mustafa Kemal Kastamonu’ya yaptığı bir gezide bu konuyu şöyle dile getirmiştir:<< Efendiler ve Ey millet! İyi biliniz ki; T.C. şeyhler, dervişler, müritler memleketi olamaz. Medeniyet insan olmak için kafidir. >>
30 kasım 1925’te çıkarılan bir kanunla tekke , zaviye ve türbeler kapatıldı. Halkın inançlarının kötüye kullanılmasının önüne geçilmiş olundu. Bu kanunda ayrıca şeylik, dervişlik, müritlik gibi tarikat unvanları ile bunlarım özel kıyafetlerinin giyilmesi de yasaklandı. Bu uygulama laiklik ilkesine geçiş aşamalarından sadece biridir.
TARİKAT:Allah’a ulaşmak arzusuyla tutulan yol.

2.KIYAFETTE DEĞİŞİKLİK
Osmanlı ülkesinde yaşayan insanların kıyafetlerinde bir birlik yoktu. Bunun üzerine 25 Kasım 1925’te Şapka Giyilmesi Hakkındaki Kanun kabul edildi. Kıyafette değişiklik şapka konusunda yapıldı.
25 Kasım 1934’te çıkarılan bir kanunla da din adamlarının, ibadet yerleri dışında dini kıyafetleriyle gezmeleri yasaklandı. Yalnızca Diyanet İşleri Başkanı ve diğer dinlerin en yetkili kişileri, özel kıyafetleriyle dolaşabileceklerdi.
******, Türk kadınının giydiği çarşafa ve yüzüne örttüğü peçeye toplumdan tepki geleceğini düşünerek karışmamıştır. Türk kadını bilinçlendikçe kendiliğinden modern kıyafetlerini benimseyeceklerini düşünmüş, zamana bırakmıştır.
Önemi:
a)Başa giyilen fes, kavuk , serpuş gibi giysilerin dinle ilgisi olmadığı anlatılmış, geri kalmışlığın bir unsuru ortadan kaldırılmıştır.
b)Günlük hayatta laikliğe aykırı görüntüler silinmiştir.
c)Giyim kuşamdaki karmaşaya son verilerek , birlik ve beraberlik güçlendirilmiştir.

3.TAKVİM , SAAT VE ÖLÇÜLERDE DEĞİŞİKLİK
*Türkiye Cumhuriyeti, batılı devletlerle takvim , saat ve ölçülerdeki farklılığı önlemek için değiştirme kararı aldı.
*Bu farklılık, olayların tarihlerinin karşılaştırılmasını, ticaret işlerinin sağlıklı yürütülmesini ve resmi ilişkileri zorlaştırıyordu.
*O zamana kadar kullanılan Hicri ve Rumi takvimler yerine 26 Aralık 1925’te çıkarılan bir kanunla Miladi takvim kabul edildi. 1 Ocak 1926’da yürürlüğe girdi.
*Alaturka saat yerine uluslar arası saat sistemi kabul edildi. Ülke içinde saat birliği sağlandı.
*Hafta sonu tatili düzenlendi. Cumartesi öğleden sonra ve Pazar tatil oldu.
*1 Nisan 1931’de kabul edilen bir kanunla yeteri kadar belirli olmayan, bölgelere göre değişen eski ölçü birimleri değiştirildi. Okka yerine kilo, arşın, endaze, kulaç yerine metre kabul edildi. Yurdun her yerinde aynı ölçü düzeni kuruldu. Uluslararası ticari

4.SOYADI KANUNU (21 HAZİRAN 1934)
Osmanlı Devleti zamanında kişilerin soyadları yoktu. Kişinin adının yanına baba adı, doğum yeri veya bağlı bulunduğu boy yazılırdı. Bu durum çeşitli karışıklıklara neden oluyordu. Askere alma, okul, tapu ve miras işlerinde büyük zorluklar çıkıyordu. Kişilerin kimliği tam olarak belirlenemediğinden birtakım haksızlıklar olabiliyordu. Bu yüzden;
*21 Haziran 1934’te resmi ilişkilerin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi, kişilerin kimliklerinin doğru olarak saptanabilmesi için Soyadı Kanunu kabul edildi. Bu kanuna göre herkes, gülünç, ahlaka aykırı olmamak ve Türkçe olmak şartıyla istediği soyadını alabilecekti.
*T.B.M.M. Türk ulusunun bir şükran ifadesi olarak Mustafa Kemal’e ATATÜRK” soyadını verdi.
*Aynı yıl kabul edilen bir kanunla, toplumsal ayrıcalık ifade eden eski unvanların kullanılması yasaklandı. Böylece, kanun önünde eşitlik ilkesinin gerçekleşmesinde önemli bir adım atıldı.

5.TÜRK KADININ TOPLUMDAKİ YERİ
Eski Türk toplumlarında kadın ve erkek arasında fark gözetilmezdi. Kadın ve erkek, tüm toplumsal işlerde bir aradaydı. Kadın; siyasi toplantılarda, avda daima eşiyle birlikte olurdu. Kız çocuk sahibi olmak istenir, kadın örtünmez ve erkekten kaçmazdı.
Osmanlı İmparatorluğu’nda devletin din kurallarıyla yönetilmesi nedeniyle kadının toplum yerindeki yeri değişti. Kadın toplum hayatında ve aile içinde bağımsızlığı söz konusu olamadı. Gerçi kadın, aile içinde belli bir saygı gördü ama bu ancak erkek çocuk sahibi olduktan sonra gerçekleşebiliyordu. Kadın, Eşinin de bulunduğu erkekli toplantılara katılamazdı. Erkek işlerine karışamazdı. Mirastan erkekle eşit olarak pay alamazdı. Eşinin izni olmadan hiç bir şey yapamazdı.
Bu durum Kurtuluş savaşına kadar devam etmiştir. Kurtuluş Savaşı’nda cephede savaşan Türk kadını, Cumhuriyet Dönemi ’nde bütün hakları elde etmiştir.
**KADININ SOSYAL VE SİYASİ HAKLARINI KAZANMASI**
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.kuzen.yetkinforum.net
Yazar Mesaj

Administrator

avatar


Erkek
Yaş : Kayıt tarihi : 21/09/08 Mesaj Sayısı : 120 Rep Kademesi: Administrator
Nerden : sinop İş/Hobiler : forumla uğraşmak Lakap : erkek
Rep sistemi
Aktiflik:
99/100  (99/100)
Başarı Puanı:
99/100  (99/100)
Güçlülük:
99/100  (99/100)
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

MesajKonu: Geri: ATATÜRK'ÜN yaptığı inkılaplar   Ptsi Eyl. 29, 2008 4:29 pm

SOSYAL HAKLARI:
1.Kadının erkekle birlikte öğrenim yapması,
2.Sosyal, kültürel ve ekonomik hayatta erkeklerle birlikte görev alması,
3.Türk kadını aile kurma, eğitim yapma ve istediği mesleği seçme hak ve özgürlüğü olması,
4.Kadın ve erkek eşit haklara sahip olması,
5.Mülkiyet hakkına sahip olması.

SİYASİ HAKLARI:

1.Seçme ve seçilme faaliyetlerinde bulunma hakkı,
*İlk olarak 1930 yılında Türk kadınına, belediye seçimlerine girilme hakkı verildi.
*1933’te muhtarlık seçimlerine katılma hakkı verildi.
*1934’te anayasada yapılan bir değişiklikle, milletvekili seçme ve seçilme hakkına kavuştu.
*1935’te seçimleriyle meclise girdi.
2.Dilekçe hakkı,
3.Kamu hizmetlerine girme hakkı.
KADIN HAKLARIYLA İLGİLİ İLK ÖNEMLİ YASA, 1924YILINDA KABUL EDİLEN TEVHİD – TEDRİSAT (ÖĞRETİM BİRLİĞİ ) KANUNUYDU.
İKİNCİ YASA, TÜRK MEDENİ KANUNUNDUR. 1926’DA KABUL EDİLEN MEDENİ KANUN HER KONUDA KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ GETİRMİŞTİR.

6.SAĞLIK HİZMETLERİ
Ülkenin sağlık şartlarını düzeltmek, milletin sağlığına zarar veren bütün olumsuzlukları ortadan kaldırmak, gelecek kuşakları sağlıklı bir şekilde yetiştirmek devletin bir görevidir.
Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında sağlık alanında bazı ıslahatlar yapılmış ise de yeterli değildi. Ayrıca devlet bu işi çok ciddi olarak da ele almamıştı. Sağlık hizmetleri, İçişleri bakanlığına bağlı bir genel müdür tarafından yürütülüyordu.
23 Nisan 1920’de yeni Türk Devleti’nin kuruluşundan itibaren sağlık hizmetleri büyük bir önemle ele alındı. İlk T.B.M.M. Hükümeti içinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı kuruldu. Cumhuriyetin ilanından sonra bu bakanlık bir program hazırla***** sağlık sorunlarına eğildi. Bu programda sağlık teşkilatını genişlettirmek, sağlık elemanları yetiştirmek, yeni hastaneler açmak, bulaşıcı hastalıklarla mücadele etmek gibi konular ele alındı.
Bulaşıcı hastalıklar ciddi tedbirlerle kontrol altına alındı. Doktor, sağlık memuru ve ebe sayısı artırılarak sağlık hizmetleri yurdun her tarafına yaygınlaştırıldı. Memleketteki hastalıkları ve bunlarla mücadelede izlenecek yolları ve yönetimleri belirlemek, aşılar ve serumlar hazırlamak üzere Ankara’da “Hıfzıssıhha Enstitüsü” hizmete açıldı.
Memleketin ihtiyacı olan sağlık memuru, hemşire ebe gibi sağlık personeli yetiştirmek amacıyla çeşitli illerde okullar açıldı. 1923 yılında 86 hastane ve 554 doktor varken, bu rakamlar 1940 yılında, 198 hastane ve 2387 doktora ulaşmıştır.
****** her yıl Türkiye Büyük Millet Meclisini açış konuşmalarında sağlık konusuna eğilerek, hükümete yol gösterici direktifler verirdi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.kuzen.yetkinforum.net
Yazar Mesaj
Sponsored content





Rep Kademesi:
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

MesajKonu: Geri: ATATÜRK'ÜN yaptığı inkılaplar   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Yazar Mesaj

ATATÜRK'ÜN yaptığı inkılaplar

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
KuZeN FoRuM :: ATATÜRK KÖŞESİ :: ATATÜRK'ÜN Yaptığı İnkılaplar -
forum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Yetkinblog